eightdaysaweek

Gül Adıyaman

guladiyaman@gmail.com

PartyTip: don’t die.

(via lesammyfong)

Gunlerden 1 gun kotu gecti diye tum yilin hakkini yiyemem. 2012’yi anlindan oper ugurlarim.

Garip, sinirimi bozan sabir sistemim var. Ulan kadin al iste bu kotu, ne var bunda guclu olacak? desem de inadi saglam. Cok acayip birakasim var kendimi 2013’te. Yeni yil patlamalarina bir tutam da benden olsun;

Once yeni yil hazirliklarina bir ceki duzen verelim:

- Vitrinleri parlayan dukkanlar hemencik bitsin. Kimsenin ekmegiyle oyanamak istemem ama 15 gunluk yeni yil kutlamalarini hic sevmiyorum.

- Is olmayacak gibiyse anne babanin yanina kosulsun. Oyle ‘yilbasinda ne yapiyorsunlar! hic benlik degil. Bakin gencler, eglence her gun var, anne babanizin yanina gidin, sarilin minicik minicik sevinsinler. Ben bunu en guzel zamaninlarinda bizi cok sekerci’ye goturmelerine karsilik bir borc sayiyorum. 

- Hediye cekilisi yapmayalim.

kii kurgulanmis mutluluklarini da onlarin partilerini de sevmiyoruz. is olursa o ayri, guzel mutlu ederiz.

Yeni yil

-Kendine bir ceki duzen ver.

-Her guzele gonul ver.

-Her gulene gonul verme.

-Etrafi toparla. Bak yerler hala islak.

-Plaklarini calacak bir pikap edin. Oyle her gelenden plak istemekle olmuyor.

-Tumden gelme, tume var. Yapabilirsin, ben inandim.

-Guzel sarkilar dinle.

-Bol bol cizgi film seyret. Eskilerini seyret ama simdikiler cok steril. Gercekci ol azicik.

-He-man’in gucunu unutma.

-Kucuk Kara Balik’i unutma. Git.

-Kalmayi dene.

-Merak et.

-Cok maktaj yapma.

-Yaz konserleri heyecanlandirsin, cok darlaninca aklina getir.

-Istanbul’da otur ama bogazi hic gorme -olacak sey mi, kizim sana soyluyorum gelinim sen anla-

-Babanin gazina gelip dugun dernek organizasyonlari yapma. Dugun ne ya! 

-Canin istediginde sevdigini soyle. Sevilmen cok da sart degil.

-Yolda bir solucan gorursen oyna. Solucanlari sevdigini asla unutma

-Her gun yemek yap. 

-Her Pazartesi sarkisini Pazar gecesinden ayarla.

-Pazartesi’yi gecelim, henuz alisamadik.

-Her Sali 11:00 toplantisinda masadakilerin kiymetini bil.

-Her Carsamba evde oturacakmis gibi gelsin, solugu gereksiz bi etkinlikte al.

-Her Persembe asik ol.

-Her Cuma umudet.

-Her Cumartesi Pazar filmini dusun.

-Pazarlari o filmi asla izleyeme. - bi gun izlersin belki, bekle.-

Genel olarak, evrene mesajlarmis, birilerinin isminden olusan dietlermis, tt olan haberlermis, bunlara cok takilmadan; icinden geldigince yuru. Negatiflerin yaninda negatif gibi dur kendini yalniz hisstmesin garip. Guldurebiliyorsan ne ala. Is kismina fazla girmedin, alisiksin, calismaya devam et. Calisan demir isildar. Isildayan demiri ne yaparsin bilemiyorum.

burusvilis: Pastel çocuk 

burusvilis:

Pastel boyanız varsa kullanmamak için çaba gösterirsiniz, her rengi aynı seviyede kullanıp aynı boyda kalmalarını istersiniz ya, işte pastel çocuğun da ruh hali tam böyleydi. Her gün farklı hissediyor ve ona göre renk kaybediyor, fakat dengede tutmaya çalışıyordu.

Bir gün renklerden birinin…

Well the night does funny things inside a man
These old tom-cat feelings you don’t understand,
Well I turn around to look at you,
You light a cigarette,
I wish I had the guts to bum one,
But we’ve never met, 
And I hope that I don’t fall in love with you.

Tom Waits / I hope I don’t fall in love with you

bovarist:

madem içimiz boşalmıştı..

my boy is like a thief in the night…

Mark Lanegan & Isobel Campbell- Come On Over (Turn Me On)

yogunlastim.

aydinlanma donemine bir gecsem rahatlayacagim.

bu pazar kendimi eve kapadim. kahvaltimi buzdolabininin icinde yaptim. yuzumu yikamadim. muhtemelen gozlerimin altinda solucanlar geziyor. yine de odanin balkonunu actim ama yine de tum perdeleri itinayla kapali tutuyorum. bu odaya ilk yerlestigimde, bir onceki oda sahibinin bordo ve kirmizi, odayi tamamen karartan perdeleri.

igrenc, mutsuz baslayan bu sabahta en sicak tutan butun battaniyelerin esliginde, tum gece yarisi sarkilarini da sabaha tasidim. boyle kotu mu baslanir! Lanet!

aniden gelen guzel duygular cirkinlestiginde ayni hizla gitseler ya. olmuyormus. Selime’yle konustum, birkac ayi var dedi. olamaz. ben birkac ay bu canimi yakan duyguyla basedemem. 

tarifini aldim; once ihtimal vermekten vaz gecmek gerekiyormus. Bunun icin de cok igrenc bir sahneyle karsilasmak gerekiyormus. Ama kimin en cirkini? Mesela ben asik oldugum adami bir hatunu goturmeye calisirken gorsem, sonra onlar yanimdan gecip gitse, ‘sevdigi degildir, sevistigidir’ der keyfime bakarim. o duyguyu, o’nu iyi etmekte cok iyiyimdir. Al sana!

ama hissediyorum. hala o kadar kotu degilim. daha beter olabilir. sorumluluklarimi unutsam mesela. ne eglenceli olurdu. of evet, cok canim istedi simdi. ama diger tab’de proje dosyasinin acik olmasi ozel hayatla isin ayri tutulmasi zirvaliginin sinirlarimi zorladiginin resmidir. bunu universite 1. sinifta becermeye baslamistim. o zaman cekinmeden asik olup cok da guzel isime gucume bakiyordum. hic de zor degildi yonca. ama simdi zor. 

gebertirim seni git basimdan. git.

Istanbul’da anilari saklamak zor.
Buralar hep dutluktu cocugum dendiginde komik geliyordu. Ama o dutluklarin yerini alan binalar, binalardaki hayatlar bizim oldu. Sonra gun geldi yikilmaya basladilar. Acitti.
Istanbul’a geldigim ilk gunden beri herseyin bir yeri oldu. Okul yurdu, yasadigim ev, balik yedigim lokanta, kitap aldigim kitapci, asla alisveris yapmadigim eskici, hic sevmedigim kolu camdan gorunen davulcunun bari..surusune bereket. Gozumu kapayip hayal kurmaya basladigimda bile once mekani yerlestirmeye ozen gosterdim; Bu cocukla surada opusulur, sununla burada karsilasirsam azini burnunu kirarim, gibi.
Mekan onemliydi anlayacagin.
Son iki senedir de bir yikimdir gidiyor. Her yerde. Once en sevdigim masalar kaldirildi. Oysa masanin onemini bilen bilir. O olmadan nasil biraraya geliriz dimi. Gelemedik.
OF cok yanlis seyler dusunuyorum. O kadar yikilan sey var ki, hepsi zihnimde isik hiziyla dolasiyor. Onlari buraya yazip surusune bereket aniyla yuzlemekten de cekiniyorum. Cunku ben yuzlesmekten cekinen, biraz da dusunursem uzulurumcu bir insan oluyorum. Bircogumuz boyle olduk. Yikimlardan bir demet.
En sonuncusu da Hayal Kahvesi’ne oldu. 2005 senesinde cok sevdigim birinin konserine gitmek istemistim. Simdi adini vermeyeyim ki pek sevmiyorum artik :) Cok parasiz gunlere denk gelmisti ama inat etmistim bir kere. Arkadasimla kapisina gittik. Bizi almadilar. Sonra arkadaki ofise gittim. Ofisteki adama ‘bizim paramiz yok lutfen iceri alin’ dedim. Guldu, inanmak icin, eh biraz da eglenmek icin sorular sordu. Hepsini dogru cevaplamis olacagim ki 2 kisilik giris hakkini kazanmistik. O kisi su an cok sevdigimiz bir insan, hala hayatimizda olusu guzel. :) Son zamanlarda yikimi en cok uzen bu oldu. Yenisi acildi ama karnima en son kelebek kacan yer eskisi oldugundan olacak, cok uzuldum. Cunku Istanbul cok buyuk, bir daha -oyle guzel- goremedim, kelebek de karnimda kaldi..

Istanbul’da anilari saklamak zor.

Buralar hep dutluktu cocugum dendiginde komik geliyordu. Ama o dutluklarin yerini alan binalar, binalardaki hayatlar bizim oldu. Sonra gun geldi yikilmaya basladilar. Acitti.

Istanbul’a geldigim ilk gunden beri herseyin bir yeri oldu. Okul yurdu, yasadigim ev, balik yedigim lokanta, kitap aldigim kitapci, asla alisveris yapmadigim eskici, hic sevmedigim kolu camdan gorunen davulcunun bari..surusune bereket. Gozumu kapayip hayal kurmaya basladigimda bile once mekani yerlestirmeye ozen gosterdim; Bu cocukla surada opusulur, sununla burada karsilasirsam azini burnunu kirarim, gibi.

Mekan onemliydi anlayacagin.

Son iki senedir de bir yikimdir gidiyor. Her yerde. Once en sevdigim masalar kaldirildi. Oysa masanin onemini bilen bilir. O olmadan nasil biraraya geliriz dimi. Gelemedik.

OF cok yanlis seyler dusunuyorum. O kadar yikilan sey var ki, hepsi zihnimde isik hiziyla dolasiyor. Onlari buraya yazip surusune bereket aniyla yuzlemekten de cekiniyorum. Cunku ben yuzlesmekten cekinen, biraz da dusunursem uzulurumcu bir insan oluyorum. Bircogumuz boyle olduk. Yikimlardan bir demet.

En sonuncusu da Hayal Kahvesi’ne oldu. 2005 senesinde cok sevdigim birinin konserine gitmek istemistim. Simdi adini vermeyeyim ki pek sevmiyorum artik :) Cok parasiz gunlere denk gelmisti ama inat etmistim bir kere. Arkadasimla kapisina gittik. Bizi almadilar. Sonra arkadaki ofise gittim. Ofisteki adama ‘bizim paramiz yok lutfen iceri alin’ dedim. Guldu, inanmak icin, eh biraz da eglenmek icin sorular sordu. Hepsini dogru cevaplamis olacagim ki 2 kisilik giris hakkini kazanmistik. O kisi su an cok sevdigimiz bir insan, hala hayatimizda olusu guzel. :) Son zamanlarda yikimi en cok uzen bu oldu. Yenisi acildi ama karnima en son kelebek kacan yer eskisi oldugundan olacak, cok uzuldum. Cunku Istanbul cok buyuk, bir daha -oyle guzel- goremedim, kelebek de karnimda kaldi..

futuristika:

1910 yılında Almanya’da bir kadın işçi, dünyaya bakıyor…

masallarla uyutulmayi biraktiktan sonra, -ben birakmadim aslinda zaman icinde kendiliginden bitti- kendi kendime okumaya devam ettim. 

bundan birkac yil once bir kitapcida gezerken ne kadar da kolay okunduklarini anladigimdan beri de hep yapiyorum. ayak ustu, fastbook mu denir fastread mi denir, illa ki ingilizce mi olmasi gerekir sapsal.

iste zamansiz, aniden gelen masallarin sabahlari da tadindan yenmez olduguyla uyandim bugun. sabah bilgisayarimi actigimda ilk okudugum sey masal oldu. ne guzelmis!

zaten masal buyukler icin ki.

Whatever colors you have in your mind
I’ll show them to you and you’ll see them shine.


Bob Dylan ‘Lay Lady Lay’

Things are going to slide

When they said repent repent..

@ Leonard Cohen was here to give everything what they have..

Du you remember the first time?

Pulp

Sabah olsun. İlk iş pencereyi açacağım, sonra da bu konseri dinleyerek güne başlayacağım.

ve bu his şu anda uyumam için en güzel sebebim.

-Thekınious Monk Live in ‘66



“drink up one more time and i’ll make you mine
keep you apart deep in my heart separate from the rest
where i like you the best
and keep the things you forgot..”

-between the bars-

hadi oturup hüzünlenelim. oyun gibi düşün. sonra bir sigara yakar, nasıl hüzünlenmiştik diye anarız..işte bu kısmı ağır gelebilir.

More Information