December 2011
1 post
November 2011
2 posts
October 2011
4 posts
bir gülüşe aşık olunur mu? →
September 2011
3 posts
August 2011
9 posts
üzerimde bir bayram etkisi göremiyorum. nerede o eski bayramlar lafı da etmeyeceğim..çünkü baktığım yeri değiştirirsem eskisi gibi oluyor..içimde hamakta sallanıp, fonda sakin bir şeyler dinleme isteği, inceden bir şeyler okumak belki. araları kahve ve sigarayla şenlendirmek gibi gibi…
ama dönüp bahçe kapısına bakıyorum, çocuklar bayramlıklarıyla geliyorlar, şeker kasesi masanın üstünde...
8 tags
beirut →
Kulağıma davullarla, zurnalarla geliyorlar. Tam olarak davul ve zurna olmasa da Türkiye kültüründe düğün kavramını en iyi böyle açıklarım. Düğünleri sevmem ama yine Türkiye’de düğün-dernek havası, ne o çok süslenmişsin düğüne mi?, içimde davullar zurnalar, gibi deyişlerle, olumlu bir etkisi olduğunu söyleyebilirim.
Neyse işte Beirut’u seviyorum. Kendilerini kendi ağızlarından okuyun,...
Rıza Kuşku'nun gözünden @sziget-budapeste-prag →
July 2011
5 posts
Bu da Banu'dan 3. yılımıza iç döküntüsü. →
sun-day-sky:
sun.day.sky’da Conner Youngblood’ın A Summer Song adlı bu şarkısı çalsa onun videosu şöyle olabilirdi: düşünün santralistanbul’da bir ağaç gölgesi bulmuşsunuz, terlikler fora, başınızda hasırdan bir şapka, gözleriniz kapalı, hafiften bir rüzgar esiyor, yüzünüzde pişmiş kelleden hallice bir gülümseme.. o-oo-oo-o-ooo diye mırıldanmaya başlamış olabilirsiniz şimdiden.
June 2011
13 posts
ğ
‘ğ’ konuşurken söylenmiyor. Yutuveriyorsunuz. Ben bu harfin yerinde olsam çok üzülürdüm doğ/’ğ’rusu. Onca kelime et, 10 tanesinden 0.1’inde sıra bana denk gelsin, onda da yutulayım, olacak şey de’ğ’il.
‘Yumuşak ge’ de vurgulandığında şöyle bir dokunmalı, ne kadar vurgulanırsa o kadar a’ğ’ır olmalı durum. ‘Çaresiz’...
rehabilite sohbetler
‘hiç bisikletten düştünüz mü? ben küçükken, o zamanlar bendeki bisikltten kimsede yoktu. Teyzem getirmişti. Sonra bi gün bi düştüm. Ama acımadı. Sonra bi gün, tümseklerden hoplaya hoplaya geçiyodum, sonuncusu tümseğin yarısı yokmuş, gene düştüm. Burnum kanadı.’ diye anlatırken diğeri de başladı. O da yaramaz bir çocukluk geçirdiğini kanıtlayan en baba yaramazlık hikayesini anlattı. Bir...
kanatlari gumus yavru bir kus gemimizin diregine konmus daglara cikma hey karadeniz yavrudur yarim ucamaz bensiz bir yarim var bu yavru kus gibi yarim yuregime konmus gibi daglara cikma hey karadeniz yavrudur yarim ucamaz bensiz
-nazım hikmet ran-
up!
sadece yürüdüm.
yavaş adımlarla. yavaştı ama gene de kendi içinde bir ritmi vardı.gireceğim sokağı kaçırdığımı gözlerim anladı, ayaklarım umursamadı. ben aralarına girmek istemediğimden susmaya devam ettim. ben sabah saat 9.46’da telefonumun çaldığı yerdeyim. tam olarak yatağın köşesinde rujumu sürüyorum.
May 2011
14 posts
studo l'italiano
tamamen keyfi bir kararla italyanca öğrenmeye başladım. istikrarım ne kadar sürer, dile olan yeteneksizliğim italyanca’da nasıl olur hiç bilmiyorum. ama bir hevestir gidiyor.
mesela tam 2 haftadır önce okul sonra iş sonra da derse gitmeyi başardım. hatta pazar günü sırf sözlük almak için taksim’e çıktım. kendimi heveslendirmek için günün birinde italya’da olmayı hayal ediyorum....
Yeni öğrendiğim dildeki kelimeleri hala senin için...
Hiç yaşanmamış gibi yapmak.
Sanki bu masa da hiç oturmamışız gibi. Altı üstü bomboş. Sandalyeler nizamı, kültablası temiz. Sanki hiç konuşmamışız gibi. Çıt yok.
Bir de umut var.
Temiz masada oturmuşuz. Konuşmaya başlıyoruz. ‘ilk defa sana anlatıyorum’ la başlayan cümleler kuruyoruz bilmem kaçıncı kez.
Hayat var.
Hayat çok fena.