eightdaysaweek

May 31

[video]

May 17


“drink up one more time and i’ll make you mine
keep you apart deep in my heart separate from the rest
where i like you the best
and keep the things you forgot..”

-between the bars-

hadi oturup hüzünlenelim. oyun gibi düşün. sonra bir sigara yakar, nasıl hüzünlenmiştik diye anarız..işte bu kısmı ağır gelebilir.

May 14

Kahkahalar. Hayatta kalabilmek için önemli bir malzeme. Ve biz sık sık kahkaha atardık.

Patti Smith ‘Çoluk Çocuk’ 

hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum..

tezer özlü

(Source: meganthology, via thespaghettibrain)

he shot me down bang bang

bovarist:

seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
öğren susmasını ve ağlamamasını.
bir kavanozun içinde mavi bir gül
yetiştir her gün daha çok yaşayan.
bir masalın ağzını kapat ve yat
geniş odalarda. bir oksijen çadırında.
ona kötü bir şey olsun istedim.
bana aşık olsun istedim.

Lale Müldür

May 09

yenileniyorum..
sandım.
4 yıldır bir o ofis bir bu ofis çalıştığım, aralarda da derslerine gittiğim okulum bitiyor ya…sonra üstüne planların yenileri eklenince işte öyle kendi kendime yenileniyorum sandım.
yenilikten anladığım çok gözle görünen olmuş. üzüldüm doğrusu kendime.
yine de o kadar hakkını yiyemem elbet, gözümün gördüğü sevdiğim şeyler bir yandan da. ama en derinde öyle derinde çok özleyip unuttuklarım varmış meğer.özlemlerimi unutmuşum. muş gibi yapmışım. böylesi daha kolay oluyor diye.-görmezden gelmek-
ama şimdi tutup kolumdan götürseler soluğu çocukluğumun geçtiği sokaklarda alırım. en iyisi bavulları toplayıp biraz da olsa yüzleşmek, doya doya.
ben babamın evine gidiyorum işler ve güçler. gelecek biraz daha beklesin bakalım…

yenileniyorum..

sandım.

4 yıldır bir o ofis bir bu ofis çalıştığım, aralarda da derslerine gittiğim okulum bitiyor ya…sonra üstüne planların yenileri eklenince işte öyle kendi kendime yenileniyorum sandım.

yenilikten anladığım çok gözle görünen olmuş. üzüldüm doğrusu kendime.

yine de o kadar hakkını yiyemem elbet, gözümün gördüğü sevdiğim şeyler bir yandan da. ama en derinde öyle derinde çok özleyip unuttuklarım varmış meğer.özlemlerimi unutmuşum. muş gibi yapmışım. böylesi daha kolay oluyor diye.-görmezden gelmek-

ama şimdi tutup kolumdan götürseler soluğu çocukluğumun geçtiği sokaklarda alırım. en iyisi bavulları toplayıp biraz da olsa yüzleşmek, doya doya.

ben babamın evine gidiyorum işler ve güçler. gelecek biraz daha beklesin bakalım…

Feb 06

lasipalatsi:

“I like smog, traffic, kinky people, car trouble, noisy neighbors, crowded bars, and spend most of my time in my car going to the movies.”
Tom Waits

lasipalatsi:

“I like smog, traffic, kinky people, car trouble, noisy neighbors, crowded bars, and spend most of my time in my car going to the movies.”

Tom Waits

(Source: mulevariations, via bovarist)

Dec 28

Bir masada oturamadıklarımızdan ötürü susuyorum bazen. Oturup konuşamadıktan sonra ne manası var ki yuvarlak bir masanın. Öyle geniş masalar değil. Geniş masaların üstü çok yemek doluyor, iyip içmekten konuşulmuyor da zaten. Şöyle dört köşe çıt kırıldım bir masada dizlerimizi kırıp kollarımızı gövdemize iyice çekerek konuşmak kafiydi aslında. 
Şimdi vakitsizlikten ayak üstü konuşuyoruz. Aynı anda dans ediyoruz ve içki içiyoruz. Kız oğlanı keserken başka biri kolunu çekiştirerek iş bağlamaya çalışıyor. Aşkları da ayak üstü yaşıyoruz işleri de. Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla oturduk masaya, sustuk. Uzun uzun sokağa baktık. Sokak ne güzel değil mi dedi, evet dedim. Güldük. Böyle bir güzelliği fark etmiş olmanın mutluluğuydu bu. Sokak güzel ama kaldırımlar çok kötü dedim. Sabahları Sıraselviler’den meydana doğru çıkarken hep söyleniyorum, arabalara kızıp yolun ortasından yürüyorum dedim..Belki bir masanın etrafında oturup konuşsak, kaldırımları da çözerdik. Kaldırımlar ve masalar önemli dedim, güldük. 
Hala zamanımız var.
Neyse bunlar uzun zamandır aklımda olanlardı. Anlatasım geldi…
Sonra, yeni yıl dilekleri havada uçuşurken kafamı yukarı bir kaldırdım, ağaçlardan sarkan bir sürü kağıttan balonlar. Tam arkasında doğanın disko topu battı batacak. Şöyle bir sevindim. Genelde aşk acısı çektiğimde böyle abuk subuk şeylere seviniyorum.
Aşk acısı öyle kafasına göre gelen bir şey işte. Dur şu an çok işim var, bir ara oturup ağlarım diyemiyorsunuz. Yeni yıla geçmeden doktora gideyim, evin üç beş işi vardı onları halledeyim, dolabımı düzenliyeyim, bu akşam son çamaşırları da makineye attık mı temizlendik…gibi olmuyor yani. Ayların en arada olanı Aralık için de korkum buydu, oldu. 2 gün içinde eski halime dönmenin yollarını bularak bu yılı sonlandırmak en büyük isteyim. Çok eski değil ama 4-5 ay kadar eski günler olsa kafi. Çünkü az daha eskiye gitsem yine onu görüyorum. Yine aşkımdan ölüyorum.
Yeni yıla girmeden önce kuyruğuna bastığım kediden af diliyorum. Lütfen kedi, yeteri kadar anladım acını, hadi geçsin.
Kapadım gözümü bak hadi.

Bir masada oturamadıklarımızdan ötürü susuyorum bazen. Oturup konuşamadıktan sonra ne manası var ki yuvarlak bir masanın. Öyle geniş masalar değil. Geniş masaların üstü çok yemek doluyor, iyip içmekten konuşulmuyor da zaten. Şöyle dört köşe çıt kırıldım bir masada dizlerimizi kırıp kollarımızı gövdemize iyice çekerek konuşmak kafiydi aslında. 

Şimdi vakitsizlikten ayak üstü konuşuyoruz. Aynı anda dans ediyoruz ve içki içiyoruz. Kız oğlanı keserken başka biri kolunu çekiştirerek iş bağlamaya çalışıyor. Aşkları da ayak üstü yaşıyoruz işleri de. Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla oturduk masaya, sustuk. Uzun uzun sokağa baktık. Sokak ne güzel değil mi dedi, evet dedim. Güldük. Böyle bir güzelliği fark etmiş olmanın mutluluğuydu bu. Sokak güzel ama kaldırımlar çok kötü dedim. Sabahları Sıraselviler’den meydana doğru çıkarken hep söyleniyorum, arabalara kızıp yolun ortasından yürüyorum dedim..Belki bir masanın etrafında oturup konuşsak, kaldırımları da çözerdik. Kaldırımlar ve masalar önemli dedim, güldük. 

Hala zamanımız var.

Neyse bunlar uzun zamandır aklımda olanlardı. Anlatasım geldi…

Sonra, yeni yıl dilekleri havada uçuşurken kafamı yukarı bir kaldırdım, ağaçlardan sarkan bir sürü kağıttan balonlar. Tam arkasında doğanın disko topu battı batacak. Şöyle bir sevindim. Genelde aşk acısı çektiğimde böyle abuk subuk şeylere seviniyorum.

Aşk acısı öyle kafasına göre gelen bir şey işte. Dur şu an çok işim var, bir ara oturup ağlarım diyemiyorsunuz. Yeni yıla geçmeden doktora gideyim, evin üç beş işi vardı onları halledeyim, dolabımı düzenliyeyim, bu akşam son çamaşırları da makineye attık mı temizlendik…gibi olmuyor yani. Ayların en arada olanı Aralık için de korkum buydu, oldu. 2 gün içinde eski halime dönmenin yollarını bularak bu yılı sonlandırmak en büyük isteyim. Çok eski değil ama 4-5 ay kadar eski günler olsa kafi. Çünkü az daha eskiye gitsem yine onu görüyorum. Yine aşkımdan ölüyorum.

Yeni yıla girmeden önce kuyruğuna bastığım kediden af diliyorum. Lütfen kedi, yeteri kadar anladım acını, hadi geçsin.

Kapadım gözümü bak hadi.

Nov 04

santraldükkan’ın en sevdiğim tabakları, bardaklarından..defolu ürünlerin sloganı bu. yan tarafından bir ok çıkıyor, defosunu gösteriyor. alırsan bir şans vermiş oluyorsun.
sen kimseleri şansından mahrum etme hayat.
öperim, sevgiler.
gül

santraldükkan’ın en sevdiğim tabakları, bardaklarından..defolu ürünlerin sloganı bu. yan tarafından bir ok çıkıyor, defosunu gösteriyor. alırsan bir şans vermiş oluyorsun.

sen kimseleri şansından mahrum etme hayat.

öperim, sevgiler.

gül

Nov 01

(via prolidepp)

Oct 31

Seni görmeseydim martı. Yolumda yürüyüp giderken, oh ne güzel her şey boktan şimdi yavaş yavaş boğulduğumu hissediyorum derken ağzında balonla çıkmasaydın karşıma. 
Dünyada, Türkiye’de, orada, sokağımda, evimde, içimde, olanlar ve olanlar devam ederken. Ne güzel birbirimizi yiyip dururken, hiç lüzumu yoktu.
Bir vazgeçsem. Şöyle dibini görsem. Şak diye yere yapışsam belki aklım başıma gelir. Aklı başına gelir. Akılları başına gelir. 
..derken
3 balona tav oldum. umutlanıverdim…
yeniden..

Seni görmeseydim martı. Yolumda yürüyüp giderken, oh ne güzel her şey boktan şimdi yavaş yavaş boğulduğumu hissediyorum derken ağzında balonla çıkmasaydın karşıma. 

Dünyada, Türkiye’de, orada, sokağımda, evimde, içimde, olanlar ve olanlar devam ederken. Ne güzel birbirimizi yiyip dururken, hiç lüzumu yoktu.

Bir vazgeçsem. Şöyle dibini görsem. Şak diye yere yapışsam belki aklım başıma gelir. Aklı başına gelir. Akılları başına gelir. 

..derken

3 balona tav oldum. umutlanıverdim…

yeniden..

Oct 28

message from books, ‘forgive me’..

message from books, ‘forgive me’..

Oct 16

günler..

günler..

Oct 05

bir gülüşe aşık olunur mu?