eightdaysaweek

Gül Adıyaman

guladiyaman@gmail.com

Özellikle pazar gününe bırakıp doya doya gezmeyi planladığım Sahaflar Festivali’nde hüzünlü son.  

TRT binasını yanında, Pera müzesinin de karşısında kalan alanda devam etmekte olan Sahaflar Festival alanında kaç sahaf yer almış, ne tür kitaplar var, bence şöyle ya da böyle gibi yorumlar ne yazık ki yapamayacağım. Daha alana gireli yarım saat olmamışken Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ailesi, 20 koruması ve gizli korumalarıyla, peşisıra kameralar alana girdiler. Sessiz sakin alanda bir anda sloganlar kopmaya başladı. ‘Yasakladığınız kitapların hesabını verin, gazeteciler hapislerde çünüryor, Ahmet sen memleketine dön -ABD-‘…Davutoğlu da o sırada kitapçıları dolaşıyor, yüzünde manidar bir gülüşle. Alıkşlarla protestolar sürüyor, ‘sizi burada istemiyoruz!’ Sahaflardan biri artık dayanamayıp protestoculara ekmeğimize mani oluyorsunuz dağılın..diye emir verince biraz daha direndik ve hafiften dağılsak mı dağılmasak mı diye bir ruh haline girdik. Sahaflar bizden yana değilmiş meğer. Onların kimin kitabı yasaklanmış, kim sansürlenmiş, kim yazdığı için hapislerdeymiş..sahaf bununla ilgilenmiyormuş. Tamam dedim kendi kendime. Gezsin. O zaman ben de gezerim. Tam da güvenliklerin arasındaki kitapçıya yöneldim. Güvenlik bir güzel kolumu kıvırdı. İtti filan…kimin adamasının siz kardeşim dedi. kimi temsil ediyorsun sen burada? kendimi ediyorum dedim, kendime kitap almak için buradayım, sen ne anlarsın kitaptan daha elinde kitap yok dedi…yeni geldim piç!

sonuç olarak oradan uzaklaşmak istedim. sahafın beni (seni, onu) elinin tersiyle itip 20 güvenliğiyle bahşiş bırakmasını umduğu Davutoğlu’na peşkeş çekmesini görmeye daha fazla gönlüm el vermedi.  

kitap listemde yırtıldı gitti…üzgünüm. çok umutsuzum.</p>

  1. otadakonarmisali reblogged this from gulady
  2. gulady posted this
More Information