guladiyaman@gmail.com
bebek şenliği
-terzi söküğünü dikermiş.
o laf öyle denmez ama ben bir terzi olsam kendi söküğümü kesin dikerdim. biraz geciktirerek dikerdim. modası geçerdi, düğme kaybolurdu, delik büyürdü…ama dikerdim.
santral’den başka yerde festivale katılmayı da böyle böyle ihmal etmiştim ama en sonunda gidebildim. üstümde bir rahatlık. baş ağrısı yapıyor. ilk 3 saat çay içilecek bir nokta arıyorum. biraya elim varmıyor, içim çekmiyor aslında. insanları inceliyorum. hımm hedef kitle biraz değişik, katılımcı profili bıdı bıdı…derken arkadaşım uyardı ‘çöpleri toplayın demene gerek yok’.
yorum yapmayacağım. ama neydi canım o öyle masalarda oturan ‘tipler’. ‘ahahah selam, takım elbisesiz tanıyamadım’lar…makyajlı topuklu ayakkabılara girmiyorum. evet ayakkabılar makyajlı, virgül tasarrufu yapıyorum. tasarım standları hep böyle giderse büyük bir kısır döngü içindeyiz a dostlar. valla annemin evindeki çeyizimi getirsem paraya para demem. velhasıl susuyorum. he bir de sonradan poposu çim görmeye alışık insanlar gelmeye başladı da ortalık şenlendi.
ben de ali’yle gittim şenliğe, işte o ilaç gibi geldi. Ali henüz doğmadı. annesinin karnında, yaklaşık 4 santim boyunda, bunun 3 santimi 2 boyutluda bacak gibi duruyor. işte ali’yle dolaştık durduk. doymak bilmedi. köfte istedi. dondurma istedi. birinin elinde kısır gördü onu istedi, 10 tur attık kısırı bulmak için. bulduk vaz geçti. çişi geldi. çıkır kabaktan 1’er tane getirmelerine bozuldu ama idare etti.
şenlikler güzeldir. seneye ali 40 santim olur biz yine gideriz.