guladiyaman@gmail.com
‘ğ’ konuşurken söylenmiyor. Yutuveriyorsunuz. Ben bu harfin yerinde olsam çok üzülürdüm doğ/’ğ’rusu. Onca kelime et, 10 tanesinden 0.1’inde sıra bana denk gelsin, onda da yutulayım, olacak şey de’ğ’il.
‘Yumuşak ge’ de vurgulandığında şöyle bir dokunmalı, ne kadar vurgulanırsa o kadar a’ğ’ır olmalı durum. ‘Çaresiz’ kelimesi örneğin. Bu kelimeyi ilk defa bir aşk mektubum için kullandığımda 14-15 yaşlarındaydım. ‘Ça’ğ’resiz’ yazabilmişim. Ardından mektubumu gören aşkım bana yorum olarak ‘ça’ğ’resiz’i yanlış yazmışsın, onun dışında bir sıkıntı yok dedi. Nasıl olur? Öyle a’ğ’ırdı ki yaşadığım şey, çaresiz diye kestirip atılacak cinsten değildi. ‘ğ’ olmalıydı. Daha a’ğ’ır, daha acılı. Okununca durumun ciddiyeti anlaşılmalıydı. -onun a’ğ’ırlı’ğ’ıyla aşkımı unuttumuşum-
Bak bir de ‘eğlence’ var. Eğleniyoruz, rahatlama yolunda ilerliyoruz, sıkıntı yok, neden bu yumuşak ge, nedir bu üstümüzdeki bize ait olmayan a’ğ’ırlık. İlla ki kullanılacaksa iki türlüsü de olmalı o zaman. Örneğin geçenlerde bir konsere gittim. Herkes e’ğ’leniyordu; içkileri ellerinde, neredeyse hiç konuşmadan, bakışarak. Böyle olunca bana sorsalar eĞleniyorum derdim. Hakkı var ‘ğ’ nin orada olmaya. Yılbaşı günlerine özel illaki e’ğ’lenme hali de buna dahil. Ama ya gerçek e’y’lence, hani ‘çılgınlar gibi’ olanlarda ‘ğ’ ye karşıyım.
‘Ğ’ de lazım. Mutlaka varlığını inkar edemem, görmezden gelemem. Ama yeri olmalı, zamanı olmalı. U’ğ’raşmalıyız, kullanacaksak bir anlamı olmalı. Melodisi olmalı filan.
mide: organ olarak böyle güzel.
miğde: a’ğ’rıdığında, alkol sonrası bulanmalarında vb.
şaire yaradı’ğ’ı yerler de var.
Bilginlerimiz sağolsunlar
Bir vitamin buldular
Çalışınca azıcık;
Yumuşak G vitamini:
Ulusalcılık! -cemal süreya-