guladiyaman@gmail.com
Bugün ateş böceği gördüm. Çocukluğumun en sevdiğim böceğidir ateş böcekleri. Hiç kavanoza koyup neler yaptığına bakmadım diyemeyeceğim. Şimdi düşündüğümde biraz canice geliyor. Ölmemişlerdi. Öyle umuyorum.
Bugün de annemin bahçesinde, çiçeklerin arasındaydılar. Köpeğimiz Şila, -garip bir isim- ile top oynarken buldum. bir dalın ucunda kıvrılmış öylece duruyor. Çocukluğumun korkusuz eli yerine biraz tedirgindim dokumakla dokunmamak arasında…Kocamandı parmaklarım artık. Ama aramızdaki yılların dostluğuna istinaden bir merhabayı hak ettik. Sakince avucumun içine aldım tutunduğu yaprakla birlikte. Yine anlayamadım o ışığı nasıl saçtığını. Yıllar renginden hiçbir şey eksiltmemişti. Ama boyu uzamıştı. 7 yaşındaki serçe parmağımı bile dolduramadıklarını hiç unutmuyorum.
Hemen bıraktım oracıkta…sonra etrafıma baktım, çoktular. Sevindim.
Böceklerle ilgili diğer bir çocukluk fantazim de cırcır böcekleri, yani Ağustos böcekleriydi. Sesinden ötürü cırcırdı adı, bilirsin… Canlıyken sesleri yeterdi. Hiç yakalamaya çalışmadım. Ama o kabuklarını ağaç gövdelerine bırakmaları yok mu? Anneannemin kiraz ağaçlarında yüzlerce olurdu o kabuktan. Günler kabukları incelemekle geçerdi. Bakıp bakıp anlayamamakla…
Böcekler, değişimleri, benim hayretlerim sürüp gider… Şimdi belki de ateş böceğimin neden boyunun uzadığının cevaplarıyla gelen bir sergi var çok yakında. İklim Değişikliği sergisi 4 Eylül’de santralistanbul Ana Galeri’de tüm gerçekleriyle geliyor..2 haftalık doğa tatilimin ardından daha bir meraklandım, daha bir heyecanlandım…